Bağırmayan Anneler Kitap Özeti, Kısa Kitap Hikaye Roman Özeti | Kitap Özeti
Reklam

Tüm Kitap Özetleri

Bağırmayan Anneler

 

Arka Kapak Bilgisi

Anneniz Size Bağırıp Döver Miydi?
 
Benim küçüklüğümde çocukları dövmek, hakaret etmek, bağırmak ‘normal’ kabul edilen bir ebeveynlik davranışıydı. Aileler çocuklarına bu davranışlarda bulunduklarında, şimdinin annelerinin yaşadığı pişmanlık, vicdan azabı ya da hatayı telafi etmek gibi duygular yaşamazlardı. Çünkü o dönem ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘dayak cennetten çıkmadır’ dönemiydi. Öyle öğrenmişlerdi. Çocuk hata yaptığında ceza verilmeliydi, hatta ceza ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi. Mesela çocuğu dövmek demek, ‘bak bu davranışın çok yanlış, o kadar ki seni dövüyorum, canını yakıyorum ki bir daha yapmayasın’ demekti.
İşin ironik kısmı, geçmişe dönüp baktığımızda annelerin ya da babaların bizleri dövdüğü, bağırıp çağırdığı, aşağılanmış hissettirdiği anları gözlerimiz dolarak hatırlıyor olmamıza rağmen, neden yaptıklarını –yani vermek istedikleri dersi- hatırlamıyor olmamız. Eminim sizler de belli şeyler hissediyorsunuzdur: Ebeveynin vermek istediği ders unutuldu gitti. Geriye sadece yenilen dayakların ve işitilen azarların soğuk anıları kaldı.
İşte bu kitap tam da bunun için yazıldı. Evlatlarımız yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında yanaklarına atılmış bir tokadın soğukluğundan çok, yüreklerine dokunan bir annenin sıcaklığını hissetsinler diye…
 
O zaman gelin hep birlikte; Niyet Ettik Niyet Eyledik Bağırmayan Anneliğe…

Kitap Özeti

Hatice Kübra Tongar Bağırmayan Anneler
Hatice Kübra TONGAR’ın “Bağırmayan Anneler” adlı kitabını sadece annelerin değil babaların da okuması gerekiyor. Ve kitap sadece ebeveynlere değil, hayatında çocuklara yer veren herkese hitap ediyor.

Kitap üç ana bölümden ve bu bölümlerin alt başlıklarından oluşuyor. Bölüm başlarında yer verilen sözler ve bölüm sonlarındaki karikatürler kitabı daha ilgi çekici ve anlaşılır kılıyor.

Birinci Bölüm: Neden Bağırıyoruz?

Çocuklarımıza neden bağırıyoruz?

Kişiler veya olaylar bağırmamıza neden olmaz. Bağırmamıza neden olan şey kişilere veya olaylara bakış açımızdır. Mesela şeker istediği için ağlayan küçük bir çocuk ve ona bağıran annesini düşünelim. Annesi çocuğa neden bağırıyor? Çocuk şeker istediği için mi, ağladığı için mi? Yoksa çocuğuna sözünü dinletebilmek için mi?

Bağıran bir anne olmayalım çünkü…

Zaten fiziken çocuğundan üstün olan annenin çocuğuna bağırması çocuğu korkutur. Ve çocuk annesinden gelebilecek zarardan korunmak için ya saldırganlaşır ya da pasifleşir.

Pandora’nın kutusunu açma zamanı: ‘Neden öfkeliyiz?’

Yetersizlik, öfkenin nedenlerinden biridir. Kendini yetersiz hisseden anne öfkenin oluşturduğu stresle bağırarak, cezalar vererek çocuğunu kontrol altında tutmaya çalışır.

Öfkemi nasıl kontrol ederim?

Öfke aniden gelip giden bir duygu değildir. Aksine yavaş yavaş ortaya çıkar ve bir süre sonra kaybolur. Bu yüzden öfkelenmeye başladığımızı hissedince bulunduğumuz ortamı değiştirmek fayda sağlar. Önemli olan da öfkeyi başlangıcında fark etmektir. Çünkü zirveye ulaşmış öfkeyi kontrol altına almak çoğu zaman mümkün olmaz ve pişmanlıkla sonuçlanır.

İkinci Bölüm: Bağırmamak İçin Bir Dakika Mola!

Her şeyi bırakın, sıra şimdi kendinizde!

İnsan hayatta birçok role sahiptir: Anne, çocuk, eş, dost, akraba, komşu,… Ve insan tüm bu rollerden sıyrılınca “kendi”yle baş başa kalır.

Kendiyle baş başa kalamayan, kendine vakit ayıramayan insan başta anne rolü olmak üzere tüm rollerinde sorun yaşar. Bu yüzden insan her şeyi bir kenara bırakıp önce “kendi”ne vakit ayırmalıdır.

Kendimize vakit ayıralım da ne yapalım?

Gün içinde herkes kendi kendine konuşur. Ama bu konuşma çoğu zaman bilinçli bir konuşma değildir.

İnsanın kendiyle bilinçli bir şekilde konuşması sorunlarını çözmesi ve hayatını planlaması için iyi bir yoldur. Ama insanın kendini dinlemesi de en az kendiyle konuşması kadar gerekli ve önemlidir. Çünkü insan neye, niçin sinirlendiğini kendini dinleyerek fark edebilir.

Evimizde bir çocuğumuz daha var: Evliliğimiz

Ebeveynlerin çocuklarıyla iyi ilişkiler kurabilmeleri için eşlerin ilişkilerini önemseyerek birbirlerine vakit ayırmaları gereklidir. Çünkü ebeveynler arasında sorun olan evde huzur bulunmaz. Huzur olmayan bir evdede bağırmamak mümkün değildir.

Üçüncü Bölüm: Bağırmadan Çocuk Yetiştirmenin Yolları

Bağırmayalım da tepemize mi çıksınlar?

Çocuklara bağırmamak, çocukların her isteklerini yerine getirmek ve onlara hiç sınır koymamak değildir. Aksine yapılması mümkün olmayan şeyleri sevecen bir kararlılıkla reddedebilmek ve çocuğun iyiliği için sınırlar çizerken onu incitmemektir.

Disiplinden ne anlıyoruz?

Çocuğa bağırarak ve ceza vererek çocuğun onurunu zedelemek yerine çocukla bağ kurarak hayat yolculuğunda çocuğa rehberlik etmek gerekir.

Disiplin sadece çocuk için midir?

Çocuklar ailelerinin kendilerine söyleyerek öğrettiklerine göre değil, ailelerinden görerek öğrendiklerine göre davranırlar. Bu yüzden disiplinli çocuklar yetiştirmek isteyen ebeveynler öncelikle kendi hayatlarını disipline etmelidir.

Ceza ile disiplin olur mu?

Ceza ile korkutulan çocuk ya edilgenleşir ya da saldırganlaşır. Her iki durumda da ceza fayda sağlamaz. Çünkü her iki durumda da çocuk öğrenmeye kapalı haldedir.

Çocuklar neden olumsuz davranışlar gösterirler?

Çocuk neyin iyi neyin kötü olduğunu, neyi yapıp yapmaması gerektiğini belli bir yaşa kadar bilemez. Bunları ailesinin yardımıyla, yaşayarak öğrenir. Bu öğrenme sürecinde de çocuk bilmeyerek olumsuz davranışlar gösterir. Ayrıca içi olumsuz duygularla dolu olan çocuk da bunu olumsuz davranışlarla dışarıya yansıtır.

Disiplinde 3D yöntemi: Doğru dil, doğru davranış, doğru an

1. Doğru dil nasıl olmalı?

Çocukla konuşurken ileride onun da bir yetişkin olacağını hatırlamak ve bir yetişkine söylenmeyecek sözleri çocuğa da söylememek gerekir. Hakaret etmeden, nasihat vermeden, kısa ve net bir şekilde çocuğun anlayabileceği kelimelerle vermek istediğimiz mesajı iletmek yeterlidir.

2. Doğru davranış nasıl olmalı?

Çocukla oyun oynamak, çocuğa sarılmak, ona özel zaman ayırmak çocukla anne arasındaki bağı kuvvetlendirir. Çocuğa seçenekler sunmak, çocukla anlaşma yapmak, zararı ciddi boyutlara ulaşmayacak davranışları görmezden gelmek de anne ile çocuk arasındaki sorunları azaltarak huzuru arttırmayı sağlar.

3. Doğru an ne zaman olmalı?

Uykudan önceki son beş dakika ve uyandıktan sonraki ilk beş dakika çocuğa tesir edebilmek için değerlendirilmesi gereken önemli zaman dilimleridir.

Bağırmayan anneliği bağırmayan peygamberden öğrenelim

Peygamber Efendimiz’den(sav) çocuk terbiyesiyle ilgili öğrenmemiz gereken ilk şey sevgi temelli olmaktır. Kötü davranışları, çocuğa sevgi göstererek düzeltmek, iyi davranışları ise sevdirerek öğretmek gerekir.

Son söz(leşme)

Yazar: Firdevs AÇAR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir