Karanlıktan Sonra Kitap Özeti, Kısa Kitap Hikaye Roman Özeti | Kitap Özeti

Tüm Kitap Özetleri

Karanlıktan Sonra

 

Arka Kapak Bilgisi

Gece yarısından sonra zamanın kendine özgü bir akışı vardır. Ona karşı koyamazsın…
 
Sık sık aynı rüyayı görüyorum: Yedi yaşındayım ve yine öksüzüm. Yapayalnızım ve güvenebileceğim tek bir yetişkin yok çevremde. Gece olmak üzere. Hep aynı rüya. Rüyamda, hep yedi yaşına dönüyorum. 
 
Bütün bir geceyi dışarıda geçirmek zorunda olan bir genç kız… Onun iki aydır uyanmak istemeyen kız kardeşi… Aşk otellerinden birinde korkunç şekilde dövülen bir eskort kadın… Karanlık yanını büyük bir ustalıkla gizleyen bir erkek… Ve güzel bir kızı başka bir gerçekliğe kaçıran Yüzü Olmayan Adam… Karanlıktan Sonra gece insanlarının romanı… Bütün Murakami romanları kadar gizemli ve ürpertici…

Kitap Özeti

Haruki Murakami Karanlıktan Sonra
Haruki Murakami kitapları ile birçok ödül almış yazardır. Karanlıktan Sonra kitabında ise adı gibi şehir karanlığa gömüldükten sonra yaşanan olayları anlatmaktadır.

Sanki dış bir güç kamera gibi uzaktan birçok yeri gezip gözlemlemektedir. Kuş bakışı şehri tararken bir Denny’s kafe-restoranın içine çekilir. Burası yirmi dört saat açık bulunan bir yerdir. Restoranın içine göz attıktan sonra, pencere kenarında tek başına oturan kız dikkat çeker. Dört kişilik masa da tek başına oturmuş; kitap okumaktadır. Bir arkadaşını bekliyor gibi değil de daha çok zaman geçmesini diler gibidir. Oysa ki daha sabaha çok vardır. Sonra genç bir adam gelir ve başka masaya oturmak üzereyken genç kızı tanıdığını fark ederek yanına gider. Genç adam onun Eri Asay’ın kız kardeşi olduğunu hatırlamıştır. Kafede ki kızın adı Mari’dir. Yemek yedikten sonra hemen kalkacağı için yanında oturmak için izin ister. Fakat çoktan oturmuştur. Yemek yerken, önceden karşılaştıkları bir gün hakkında konuşurlar. Eri ve Mari birbirinden çok farklıdır. Çünkü ayrı ayrı yaşamları vardır. Genç adam trombon çalmaktadır. O gece ise çalışması vardır. Kalkma vakti gelince numarasını vererek, bir ihtiyacı olduğunda aramasını söyleyerek gider.

Aynı saatte kamera başka bir odaya yönelir. Oda oldukça sadedir. Yatakta ise Eri Asay uyumaktadır. Bir süre sonra fişi çekilmiş olmasına rağmen televizyon karıncalanmaya başlar. Eri bu seslerin hiçbirini duymaz. Sanki çok çok derin bir uykudadır. Ekran netleşince uzun zaman önce terk edilmiş gibi duran bir oda belirir. Oda da ise sandalye de oturmuş; öne doğru eğilerek düşünen maskeli bir adam vardır.

Tekrar Mari’nin olduğu yere gelince ise, kafeye bir kadın gelir ve Mari Asay olup olmadığını sorar. İsmini Takahaşi, yani trambon çalan genç adam vermiştir. Kadının Çince bilen birinin yardımına ihtiyacı vardır. Onunla gelmesini rica ettikten sonra yola koyulurlar. Kadının adı Kaoru’dur. Aşk oteli müdürüdür. Aşk oteli, kaçamakların otelidir. Çinli kız, adamla birlikte olamadan regl olmuştur. Bu yüzden sinirlenen adam hem dövmüş hem de eşyalarını almıştır. Mari, onunla konuşarak getiren adamı arattırır. Kızı biraz zaman geçince biri almaya gelir. Çin mafyası bu işleri yönetmektedir. Kaoru, Mari’ye bir kafeye kadar eşlik eder. Oraya gidene kadar biraz sohbet ederler. Çinceyi; Çinliler için özel olan bir okula gittiği için öğrenmiştir. Kaoru, onu başka bir kafeye bırakarak; uyumak isterse otele gelebileceğini söyler.

Bir adam bilgisayar monitörüne bakarak çalışmaktadır. Otelin güvenlik kamerasından fotoğrafı çıkarılan, zavallı kızı döven adamdır bu. Şirakava çalışırken karısı arar. Sabah geldiği; o geldikten belli bir süre sonra karısı işe gittiği için hiç karşılaşamamaktadırlar. İş yerinde kızın eşyalarını bir poşete koyarak çöpe atar. Telefonu da bir şeyler almak için gittiği markette bir reyona bırakır.

Tekrar Eri Asay’ın odasına gelince odanın değiştiği gözlemlenir. Eri Asay yoktur. Asıl yatak ile Eri Asay televizyonun diğer tarafına taşınmıştır. Adam ise aynı şekilde durmaktadır.

Takahaşi, Mari’nin olduğu cafeye gelir bir kahve molası vermiştir. Takahaşi; müziğe aşık biri olsa da aslında avukat olmak için eğitim görmektedir. Davalara gire gire bunaldığını fark etse de aslında olması gereken yerinde orası olduğunu fark eder. Her ne olursa olsun bu müzikle son uğraşmasıdır. Takahaşi ile Mari yürüyüşe çıkar. Bir parkta durunca Mari ona Eri Asay’ın uyuduğunu ve bir daha da uyanmadığını itiraf eder. Bir süre sonra Mari’yi otele bırakarak kahvaltı için geleceğini söyler.

Eri Asay hala uyumaktadır. Adam ise gitmiştir. Şimdi ise Eri de hareketlenmeler meydana gelir. Gözlerini açan Eri; bilincini açık tutmaya çabalar. Kendine biraz geldiğinde nerede olduğunu anlayamaz. Neresi olduğunu bilmemektedir. En son odasında uyumuştur. Eri Asay orada ki ekranı fark eder ve bir şeyden emin olur: Onun orada olduğunu kimse bilmemektedir. Mari, otelde Korogi ile oturmaktadır. Sıcak içecek eşliğinde sohbet ederler. Korogi gerçek adını kullanmamaktadır. Çünkü bazı şeylerden kaçmaktadır. Bir şeylerden kaçıyorsan aşk otellerinde çalışmak en uygun yerdir. Mari de ona ablasının güzelliğinden ve güzellik uykusuna yatarak bir daha da uyanmadığından bahseder. Sadece bazen ihtiyaçlarını karşılamak için uyanıp tekrar uyuduğunu söyler. Bu yüzden bir gün de olsa evden uzaklaşmak istemiştir. O yan odasında ölü gibi uyurken, Mari uyuyamıyordur.

Şirakava evine gelmiştir. Eli ve zihni uyumasına engel olmaktadır. Aslında bir şeylerden de tedirgin olmaktadır. Az sonra ailesi uyanacağı için bir an önce uyumalıdır.

Eri Asay tekrar odasında uyumaktadır. Sanki hiç uyanmamış ve yer değiştirmemiş gibidir. Televizyon ekranı açıldığı gibi tekrar siyaha bürünür.

Takahaşi, Mari’yi almaya gider. Ona daha düzgün saat ve ortam da buluşmayı teklif eder. Fakat Mari, değişim programı ile Pekin’e gidecektir. Takahaşi; sabırlı olduğunu söyleyerek, bekleyeceğini söyler. Mari o zaman altı ay sonra görüşebileceklerini söyler. Takahaşi onu tren istasyonuna bırakır ve Mari ilk tren ile evine gider. Evine gidince, hemen ablasını sarılarak gözlerini kapatır.

Haruki Murakami; Karanlıktan Sonra kitabında bana göre bizim gece olduktan sonra, bilmediğimiz sokakların karanlık yüzünü ortaya koymuştur. İki kız kardeş ve birbirlerinden ayrı düşmeleri olayların akışı derken büyük bir heyecanla okudum.

Yazar: Nilay Alakuş

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir