Ölümsüz Aile | Kitap Özeti
Reklam

Çocuk Kitapları

Ölümsüz Aile

 

Arka Kapak Bilgisi

Issız bir ormanın ortasında, suyundan içene ölümsüzlük vaat eden bir pınar… Bu pınarın suyundan içerek ölümsüzlüğe kavuşan, ama nedense ölümsüz olmaktan pek hoşnut olmayan bir aile…

Gün gelir pınarın başına bir genç kız gelir. Ölümsüz Aile, yani Tuck’lar, bu güzel kızın, pınarın suyundan içmesine engel olmak; akıp giden dünyanın, sürekli değişen bir doğanın parçası olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu kanıtlamak zorundadır.

Ölümsüz Aile geçtiğimiz yirmi yıl içinde milyonlarca çocuğa ulaştı; birçok dile çevrildi, hem Amerika’da hem de Avrupa’da okullarda okutuldu. Çocuk edebiyatının bu unutulmaz klasiği, nihayet Türk çocuklarının beğenisine sunuluyor.

Kitap Özeti

Natalie Babbitt Ölümsüz Aile
MEB tarafından 100 Temel Eser olarak seçilen Ölümsüz Aile kısa romanı aslında çocuk kitabıdır. Fakat konusu ve üslubu nedeniyle tüm okurlara hitap etmektedir. Çevreye ve çevre kirliliği sorununa değinen Natalie Babbitt, Ölümsüz Aile eseri sinemaya da çevrilmiştir. Oldukça sıcak olan bu romanın konusu ise şöyle;

Bir Ağustos günüydü. Mae Tuck her on yılda bir olduğu gibi yine oğullarını görmek için kasabadaki ormanın içinde bulunan gizli pınara doğru yola çıkmaya hazırlanıyordu. Oğulları Miles ve Jesse de farklı farklı şehirlerden o pınara doğru geliyorlardı. On yıl sonra ilk defa görüşeceklerdi. Hepsi çok heyecanlıydı.

Aynı Ağustos günü kasabanın en zenginlerinden olan Foster ailesinin küçük kızı Winnie de evden kaçmaya karar vermişti. Ailesi özellikle annesi ve anneannesi ona çok baskı yapıyorlardı. Görgü kurallarına çok önem verdiklerinden sürekli küçük kıza karışıyorlardı. Winnie artık bu durumdan çok rahatsızdı. Dün gece ise evlerine sarı takım elbiseli bir adam gelmişti. Bir aileyi arıyordu. Anneanne hiç kimseyi tanımadıklarını söyleyerek kapıyı çarpacaktı ki korudan çok güzel bir melodi gelmeye başladı. Anneanne bu müziği çok uzun yıllar önce duymuştu. Ona göre bu melodiyi orman perileri çıkarıyordu. Sarı takım elbiseli adam ise onlar eve girdikten sonra bir süre daha orada kaldı. O gün yani Tuck ailesinin buluşacağı gün Winnie evin bahçesinin önünde kurbağalar ile konuşurken birden kurbağası yandaki koruya doğru kaçtı. Küçük kızda kendilerine ait olan bu koruya hiç gitmemişti. İlk defa ailesine ters olan bir şey yapmış olmak için oraya doğru gitti. Koru çok hoşuna gitmişti. Orman çok güzeldi ve evet içten kendisiyle gurur duyuyordu. Biraz daha ilerledi ve o anda koruda tek başına olmadığını anladı. Çok yakışıklı bir çocuk bir ağacın kütüğüne dayanmıştı. Winnie onu izliyordu. Çocuk ayağa kalkıp yerdeki sırayla dizilmiş taşları kaldırdı ve ortaya küçük bir pınar çıktı. Çocuk eğilerek bu sudan içti. Tam o sırada küçük kız ses çıkardı ve Jesse onu fark etti. Birden panik olmuştu. Winnie ile tanıştılar ve küçük kız da su içmek için eğildi. Fakat Jesse onu hemen tuttu. Çok az bekleyelim derken birden diğer Tuck ailesi üyeleri geldi.

Olayı ona anlatmaya başladılar. Tuck ailesi çok uzun yıllar önce yaklaşık seksen yedi yıl önce bu kasabaya gelmişlerdi. Ormanın içinden geçerken birden bu pınarı görmüşler ve tüm aile bu sudan içmişti. Atları da. Tek içmeyen yanlarındaki kediydi. Birkaç gün sonra değişik şeyler olmaya başlamıştı. Miles ağaçtan düşüp kafasını çarpmıştı, normalde ölmesi gerekiyordu fakat hiçbir şey olmadı. Angus elini bıçakla çok derin bir şekilde kesti fakat yara dakikalar içinde yok oldu. Ortada farklı bir durum olduğunu fark edince Angus evdeki av tüfeğini alarak kalbine bir kurşun sıktı. Fakat adama hiçbir şey olmamıştı. Kurşun izi bile yoktu. Nedenini çözemediler. Ta ki kedileri ölüp atları ölmeyene kadar. Çünkü sudan içmeyen tek canlı kediydi. Bu pınar ölümsüzlük suyuydu. İçtikleri andaki yaşlarında kalıyorlar ve sonsuza kadar ölmüyorlardı. Winnie duyduklarına inanamıyordu. Bu durumu anlayan Angus onu evlerine götürmeyi teklif etti. Yola çıktılar. Bu konuşmaları bir kişi daha dinliyordu: sarı takım elbiseli adam.

Tuck ların evine geldiklerinde Winnie şok oldu. Her şey çok eski ve pisti. Winnie resmen kaçırılmış gibiydi ama o öyle hissetmiyordu. Ailecek tekrar konuştular ve küçük kıza o sudan içerse neler olacaklarını anlattılar. Kararı kendisine bıraktılar. Bu sırada sarı takım elbiseli adam aileye ve polise haber vermişti. Onları buldular. Mae Tuck, her şeyi öğrendiği için sarı takım elbiseli adamı öldürdü. Hemen hapise gönderildi. Küçük kızı ise ailesi aldı ve evlerine gittiler. Tuck ailesinin üyeleri küçük kız ile plan yaparak kadını hapisten kaçırdılar.

Yıllar sonra kasabaya tekrar geldiklerinde ise kasaba çok değişmişti. Bir mezarlık buldular. Herkes merak içinde akıllarındaki sorunun cevabını arıyordu. Küçük kız o sudan içip sonsuz mu olmuştu yoksa ölmüş müydü. İşte karşılarındaki mezar tüm cevapları gösteriyordu. Küçük kız sudan içmemişti ve normal insan olmayı seçmişti.

Yazar: Ilgın Kocaman

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir